Deve
Develer de en az atlar kadar, yüzyıllardır medeniyetin yükünü çekmiş, insanlık için vazgeçilmez hayvanlardan biri. Özellikle zorlu coğrafyalarda ve uzun ticaret yollarında kervanların bel kemiği olmuşlar.
Biz Türkler ise tarih boyunca atla özdeşleşmiş bir milletiz. Türk atlı savaş geleneği dediğimiz şey, sadece savaş tekniği değil, aynı zamanda bir yaşam biçimidir. Atı en iyi kullanan, savaşta ustalaştıran ve onunla birlikte hareket etmeyi öğrenmiş bir toplumuz. Ama bu, deveyi hiç kullanmadığımız anlamına gelmez; özellikle kervan taşımacılığında develerden de faydalanmışız.
Buna rağmen bugün bazı Amerikalıların ve Avrupalıların zihninde Türk denince hâlâ deveyle özdeşleşen bir imajın olması düşündürücü. Bunun bir kısmı Oryantalizm ve popüler kültürün yüzeyselliğinden kaynaklanıyor olabilir, ama bence işin özü bundan daha basit değil.
Asıl sorun kasıtlı cahilliktir. İnsan araştırmak istemiyorsa, öğrenmek işine gelmiyorsa, en kolay kalıba sarılır. Bu da yıllardır aynı yanlış algıların tekrar edilmesine neden olur. Bu yüzden mesele sadece bilgisizlik değil, bilmemeyi tercih etmektir — ve bu da en tehlikeli olanıdır.

