Moğolistan’ın Bulgan bölgesinde, bir kaya yüzeyine işlenmiş bir yazıttır.

Tarih: M.S. 732

İsimler: “Kultarhan Yazıtı” (veya “Arhanan Anıtı”).

Konum: Yazıt, Moğolistan’ın Bulgan vilayetine bağlı Hişig-Öndör ilçesinde, Arhanan Tepesi’ne 40 km uzaklıkta doğal bir kaya üzerine kazınmıştır. Yazıt hala orijinal yerinde (in situ) bulunmaktadır.

Özellikler: Metin, uzun bir granit kaya üzerine keskin bir iğne (veya ince uçlu bir alet) ile kazınmıştır. Eski Türk (Göktürk) alfabesiyle yazılmış 3 satırdan oluşur.

Boyutlar:

    1. Satır uzunluğu: 107 cm

    1. Satır uzunluğu: 45 cm

    1. Satır uzunluğu: 35 cm

  • Damga/Sembol yüksekliği: 1.5 – 1.8 cm

  • Derinlik: 0.1 – 0.2 cm (oldukça yüzeysel bir kazımadır).

Araştırmalar:

  • 1966 yılında O. Namnandorzh fotoğraflarını çekmiş ve el yazısı kopyalarını çıkarmıştır.

  • Moğolistan Bilimler Akademisi’nden H. Luvsanbaldan kağıt kopyalarını (mülaj) hazırlamıştır.

  • E. Tryjarski, S.G. Klyashtornyi ve S. Karzhaubay tarafından incelenmiştir.

  • 2001 ve 2004 yıllarında Kazak bilim heyetleri sahada çalışmalar yürütmüştür.

Önemli Notlar

Kultarhan Yazıtı, Orhun Yazıtları (Kül Tigin, Bilge Kağan) kadar uzun olmasa da Türk epigrafisi için çok özel bir yere sahiptir:

  • Yazım Tekniği: Bu yazıt, devasa dikilitaşlar yerine “kaya yazıtı” (petroglif benzeri) kategorisindedir. Bu durum, o dönemde sadece başkent veya merkezlerde değil, bozkırın derinliklerinde de okuryazarlığın ve taş üzerine yazı yazma geleneğinin yaygın olduğunu gösterir.

  • Kültarhan Kimdir?: Metinde geçen “Kültarhan” ismi bir unvandır. “Tarhan”, eski Türklerde yüksek düzeyli bir askeri-idari unvanı, “Kül” ise genellikle güç ve ihtişam belirten bir ön eki (Kül Tigin’de olduğu gibi) ifade eder. Bu kişinin yerel bir yönetici veya önemli bir komutan olduğu düşünülmektedir.

  • İçerik: Yazıtın içeriği genellikle bir mülkiyet veya bölge belirleme amacı taşır. Kısa olmasına rağmen, 732 yılındaki Türk dilinin gramer yapısını ve kullanılan unvanları doğrulaması açısından kritiktir.

  • Korunma Durumu: Granit üzerine çok ince kazındığı için doğa şartlarından (rüzgar, erozyon) etkilenmeye müsaittir. Bu yüzden 1960’larda alınan kopyalar, bugün metni çözmek için hayati önem taşır.

Total Views: 68