
Ad verme, asıl işlevinin yanı sıra simgesel anlamda çocuğun insanların dünyasına ve topluma katılımını sağlayan geçiş törenlerinden biridir. Bu nedenle ad verme, dinî ve büyüsel işlemlerin eşlik ettiği ritüellerle gerçekleştirilir.
Kosova Türkleri arasında çocuğun adı verilmeden ölmesi istenmedik bir durumdur. Bu nedenle Prizren’de yeni doğan çocuğa göbeği kesilirken göbek adı verilir. Çocuğun ölü doğması bile ad vermeye engel olarak görülmez. Ölü doğan çocuk, ad verildikten sonra yıkanır ve gömülür. Çocuğun adı anne veya babası tarafından koyulmaz. Çocuğa göbek adından sonra asıl adı genellikle üçüncü gün düzenlenen bir törenle verilir. Ad koymak üzere mahallenin imamı veya çocuğun yakın akrabalarından yaşlı biri davet edilir. Çocuğa adını verecek olan kişi onu kucağına alır ve kıbleye döner. Çocuğun sağ kulağına ezan, sol kulağına kamet okur. Ardından çocuğun adını üç defa söyler. Ad koyan kişi çocuğa hediye verir. Diğer Türk topluluklarında olduğu gibi verilen adın ile çocuğun yaşamını etkilediği inancı Kosova Türklerinde de vardır. Bu nedenle çocukları yaşamayan aileler Yaşar, Dursun, Durak, Arslan gibi adlar vererek yeni doğan çocuğun hayatta kalmasını sağlamaya çalışır. Songül, Soner gibi adlar ise başka çocuk olmaması için tercih edilen adlardandır. Bunların yanı sıra çocuklara dedelerin, ninelerin ve diğer ölen yakınların, din büyüklerinin adlarının verilmesi çok yaygındır.
Kuzey Makedonya Türkleri arasında çocuklara peygamber ve Türk-İslam büyüklerinin adlarını verme geleneğinin halk arasında yaygın ve etkili bir saik olduğu aktarılmaktadır. Göbek adı uygulaması bu bölgede de vardır. Resne’de yaşayan Müslümanlarda bebeğe asıl adı törenle, İslam geleneğine uygun şekilde verilir. Gostivar’ın Banisa köyünde Hz. Peygamber’in sünnetine uygun olduğu düşüncesiyle doğumdan yedi gün sonra çocuğun adı konulur. Bazı aileler tarafından çocuk için o gün adak kurbanı kesilir. Günün akşamında köyün hocaları, akrabalar ve komşular davet edilir. Mevlit ya da hatim okunduktan sonra dua edilir. Yemekten sonra köyün imamı çocuğu kucağına alır, kıbleye dönerek çocuğun kulağına ezan okur, kamet getirir ve üç İhlas’ın ardından çocuğun adını kulağına söyler, çocuk için dua eder. İsim verildikten sonra çocuk, misafirlerin ellerinde gezdirilir ve bu esnada misafirler çocuğa para takarlar. Dobruca Türklerinde hoca, bebeğe ezan ve kametle isim verdikten sonra dört duvara dönerek çocuğun adını söyler. Bazı bölgelerde ise ad verme merasimi kırkıncı gün gerçekleşir.
İstanköy (Yunanistan) Türklerinde çocuğa ad verme uygulamasının kırklama ritüelinden sonra okunan mevlidin ardında yapıldığı görülmektedir. Batı Trakya’dan (Yunanistan) gelen din adamları mevlit okuduktan sonra çocuğun kulağına ezan ve kamet okuyup ilk kez adını söyleyerek ad koyma törenini tamamlarlar.
Gagauz Türkleri de çocuğun adını 1950’lere kadar pita denilen bir ritüel eşliğinde koymuşlardır. Çocuğun doğduğu günün akşamı, bebeğin babası bir şişe içki ile çikolata veya yaş pasta alarak sağdıcını ziyaret eder ve baba ile sağdıç bebeğe hangi ismi vereceklerine karar verirler. 20. yüzyılda erkek çocuğa sağdıcın ismi, kız çocuğuna nuşanın (sağdıcın eşi) adı verilmekteydi. 1970’lerde Komrat’ta sağdıcın rızasını alarak çocuklara ebeveynler ad vermeye başlamışlardır. “Pita töreni” adını hamurdan yapılan bir çeşit tören yiyeceği olan pitadan almaktadır. Doğumdan sonraki üçüncü gün yapılan bu törende pita pişirilir ve sadece nuna (ebe, vaftiz anne) ile evli kadınlar davet edilir. Misafirler çeşitli yiyecek, giyecek ve oyuncaklar getirirler. Pita sofrasında en saygın yer nunaya ve lohusaya verilir. Yemekte nuna çocuğun adını açıklar. Törendeki en önemli kısım pitanın bölünmesidir. Fırından çıkan pitanın üzerine bal sürülerek gelenlere ikram edilir. Misafirler de para bırakarak pitadan alıp evine götürür ve kendi ev halkına da yedirir.
Kaynakça: Emeç, G. (2018). İstanköy Yunanistan Türklerinin Geçiş Ritüelleri [Yüksek Lisans Tezi]. Ege Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Eroğlu, E. (2008). Prizren Türk Halk Kültüründe Geçiş Dönemleri (Doğum-Evlenme-Ölüm) [Doktora Tezi]. Sakarya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Hüseyin, S. (2016). Makedonya Türklerinin Geçiş Dönemleri Etrafında Oluşan İnanç ve Pratikler [Yüksek Lisans Tezi]. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü; Petrovici, N. (2009). Komrat Kasabasının Monografisi [Doktora Tezi]. Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü.
Cemalettin Yavuz


