
Mitolojide aal uot, “kutsal ve koruyucu”, “sönmeyen, alev alev yanan ateş” anlamlarına gelmekte olup Yakutların saygı duyduğu, kurtarıcı gücünden dolayı etrafında tazim pratikleri geliştirdiği bir nesne olarak kabul edilir ve “ev ateşi, ocak, kutsal ateş” şeklinde algılanır. Yakutlar onu ailenin ve soyun hamisi, sembolü saymışlardır.
Aal sözcüğü tek başına kullanılmaz. Tam anlamı unutulmuş olup genel olarak “kutsal ve kurtarıcı” biçiminde anlaşılmaya başlanmıştır. Yakut etnograf N.A. Alekseyev, dinsel inançlara göre ateşin kötü ruhları ve hastalıklara neden olan diğer güçleri kovma gibi doğaüstü bir özelliğe sahip olduğunu vurgular. Ayrıca genel olarak ateşe gösterilen saygı ile “ev ocağının iyesine gösterilen saygının birbirinden ayrılması gerektiğinin altını çizer. Mitoloji üzerine çalışan genç araştırmacı N.V. Atanasyev de Yakutların ritüel kültüründe iki ayrı tapınma unsurunun bulunduğunu belirtir. Bunlar ateşin kendisi ve ateş iyesidir.
İşlevsel açıdan ateş, Kuzey ve Vilyuy Yakutlarının yıllık takvimsel döngüye bağlı ritüellerinde doğrudan kendisine yönelinen başlıca unsur olarak ortaya çıkar. Devrim öncesi dönem folklor metinlerinde de başlıca muhatap ateştir. Siyasi sürgün V.L. Seroşevskiy, Kuzey Yakutlarında (Verhoyansk bölgesi Yakutları) ateş kültünün Yakut oblastının güney bölgelerine kıyasla daha fazla korunduğunu kaydeder. Verhoyansk (kuzey) ve Nam (güney) Yakutlarından derlediği bilgilere dayanarak 1896 yılında ateşin büyüsel özelliklerine ilişkin olarak Yakutların birkaç ateş türünü birbirinden ayırt ettiğini yazar.
Buna göre ilk tür ayıı uota olup şaman törenlerinde kullanılır. Baygın düşen şamanın üzerinde ateş çıkarma/çakma yoluyla uygulanır. Bu ateş, hatat (çakmaktaşı) yardımıyla elde edilir. İkinci tür olarak Uluu Toyon uot tördö onoruulaah uot ya da “yararlı ateş” (gündelik kullanım ateşi) zikredilir ve ona armağan olarak beyaz bir tay sunulduğu belirtilir. Eski Yakutlar ayrıca allaraa oğonnyor ton onoruulaah uot iççite (kelime anlamıyla “Alt Dünya’daki ihtiyardan türeyen”) diye adlandırılan, “dehşet verici, her şeyi yok eden ateş”ten büyük korku duymuşlardır. Ona kurban olarak kanı kırmızı renkte, koyu sırtlı ve beyaz burunlu aygır (kühül turağas uraannııktax sarııdaax atırı) adanırdı. Yakut dili sözlüğünde E.K. Pekarskiy de Yakutların bu kavrayışını “her şeyi yiyip bitiren ateş” olarak kaydeder. Bunun dışında, muhtemelen ölülerin ruhlarıyla ilişkili “yabani, bozkıra ait, başıboş dolaşan” ateşlerden söz edilir. Eski Yakutlar Aıı Toyon arçıta gibi “göksel ateş”leri de ayrı konumlandırmışlardır (gök gürültüsü ve şimşek arındırıcı işlevlerle ilişkilendirilmiştir).
Yakutlar, avda uzun süre başarısızlık yaşandığında, hastalıklarda, ağın kutsanmasında, cenaze sonrasında vb. durumlarda ateş yardımıyla ardıç ve kekik benzeri kutsal bir otla tütsü yapmak suretiyle arçı (arındırma/kutsama) adlı ritüeli uygularlardı. Salgın zamanlarında yeni ateş elde edilir, konut ve hayvanlar tütsülenirdi. Kötü ruhların yerleştiği düşünülen yapılar, yıldırımın parçaladığı ağaçtan yapılmış yanan çıralarla arındırılmak istenilen şeylerin çevresinde dolaşılırdı. Bu kadim tasavvurların izleri, günümüz Yakut dili ve kültürünü yaşatanlar arasında da varlığını sürdürmeye devam etmektedir.
Kaynakça: Pekarskiy, E.K. (1958). Slovar’ Yakutskogo Yazıka. T. 1, Vip. 1-4. Moskva: Akademiya Nauk SSSR, Stolbiki 2-1280; Seroshevskiy, V.L. (1993). Yakutı. Opıt Etnografiçeskogo Issledovaniya. 2-e İzdanie. Moskva; Alekseev, N.A. (2008). Etnografiya i Fol’klor Narodov Sibiri. Institut Filologii SO RAN. Novosibirsk: Nauka. (SO RAN. İzbrannıye Trudı).


